Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Bi Tıkla Kulis Hattı
Bi Tıkla Kulis Hattı

Bu yaşananlarda asıl mesele…

Türkiye bugün sadece bir parti tartışmasını yaşamıyor.

Aslında tartışılan şey; siyasetin sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiğidir.

CHP üzerinden yürüyen son süreç, iktidar-muhalefet çekişmesinin çok ötesine geçmiş durumda. Çünkü mesele artık bir genel başkanın, bir yönetimin ya da bir kurultayın meselesi olmaktan çıktı.

Mesele, demokratik iradenin ne ölçüde korunacağı tartışmasına dönüştü.

Mesele, seçmen iradesinin ne kadar güvence altında olduğu sorusuna dönüştü.

Mesele, siyasi rekabetin ötesinde, demokratik meşruiyetin tartışıldığı bir zemine taşındı.

Mesele, milyonlarca vatandaşın oyuyla ortaya çıkan iradenin ne kadar korunabildiği sorusuna dönüştü.

Demokrasilerde sandık kutsal değildir ama meşrudur. Meşruiyetin kaynağı da milyonlarca insanın iradesidir. Eğer seçilmiş organlar ve seçim sonuçları yıllar sonra hukuki tartışmaların konusu haline gelebiliyorsa, toplumun zihninde ister istemez şu soru oluşur:

“Bugün bir siyasi partinin kongresi tartışılıyorsa, yarın başka hangi seçim tartışmaya açılabilir?”

İşte asıl tehlike burada başlıyor.

Çünkü demokrasi sadece seçim yapmak değil, seçim sonuçlarına güven duyabilmektir. Sandığa olan güven sarsıldığında, sadece partiler değil, sistemin kendisi yıpranır.

Mutlak butlan tartışmalarının bu yönüyle değerlendirilmesi gerekiyor.

Bugün bir siyasi partinin kurultayı için ortaya konulan gerekçeler yarın herhangi bir siyasi partinin kongresinde, bir meslek odasının seçiminde, bir sendika genel kurulunda, bir kooperatif toplantısında, hatta küçük bir derneğin yönetim seçiminde bile emsal olarak gösterilmeye çalışılabilir.

Hukukun en önemli görevi sadece karar vermek değil, aynı zamanda gelecekte doğuracağı sonuçları da hesaba katmaktır.

İşin ironik tarafı ise şudur:

Türkiye’de herkes hukuk devletini kendi lehine sonuç doğurduğunda alkışlıyor, aleyhine sonuç doğurduğunda sorguluyor. Oysa hukuk, alkış için değil güven için vardır.

Bugün yaşananları CHP penceresinden değil, Türkiye penceresinden okumak gerekiyor.

Çünkü mesele bir partinin kim tarafından yönetileceğinden çok daha büyüktür.

Mesele, vatandaşın sandığa giderken “Benim verdiğim oyun sonucu gerçekten korunacak mı?” sorusunu sormaya başlayıp başlamayacağıdır.

Demokrasiler bir gecede yıkılmaz.

Önce güven aşınır.

Sonra kurumlar tartışılır.

Sonra insanlar sandığa değil, sonrasına odaklanmaya başlar.

Ve tarih bize gösteriyor ki; sandığa duyulan güvenin kaybedildiği yerde, demokrasinin kendisi de uzun süre ayakta kalamaz.

(Ve küçük bir not: CHP’nin son 2 yıl önceki kurultayını yerinde izledim. Siyasette delegeleri kendine çeken kazanır. Nasıl kendine çektiğinden ziyade sandığı yansıtan oy önemlidir. Yenmek kadar yenilmek de vardır ve yenilgiyi hazmetmek önemlidir. Bu tüm seçimler için geçerlidir.)

(Uğur Ulusoy)

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER