8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında yapılan açıklamada, Türkiye’de kadınların karşı karşıya kaldığı şiddet ve eşitsizlik sorunları gündeme taşındı. İlçe Başkanı Gökhan Ercan, kadınların yaşam hakkının korunmasının devletin en temel sorumluluklarından biri olduğunu belirterek, kadına yönelik şiddetle mücadelede daha etkin politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.
KADIN CİNAYETLERİNE DİKKAT ÇEKİLDİ
Açıklamada, kadın cinayetlerinin toplumun en ağır sorunlarından biri olmaya devam ettiği vurgulandı. 2026 yılının henüz ilk ayında 22 kadının erkekler tarafından öldürüldüğü, 14 kadının ise şüpheli şekilde hayatını kaybettiğinin kayıtlara geçtiği belirtilerek, bu rakamların her birinin yarım bırakılmış hayatları temsil ettiği ifade edildi.
“KADINLAR EN GÜVENDE OLMALARI GEREKEN YERDE ÖLDÜRÜLÜYOR”
Kadınların çoğu zaman en güvende olmaları gereken yerlerde, yani kendi evlerinde ve en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürüldüğüne dikkat çekilen açıklamada, kadına yönelik şiddetin yapısal ve derin bir sorun olduğu vurgulandı. Kadınların yaşam hakkını korumak, şiddeti önlemek ve cezasızlık algısını ortadan kaldırmak için güçlü ve kararlı adımlar atılması gerektiği kaydedildi.
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ VURGUSU
Kadına yönelik şiddetle mücadelede en önemli hukuki araçlardan biri olarak görülen İstanbul Sözleşmesi’ne de değinilen açıklamada, sözleşmeden uzaklaşmanın kadınların yaşam hakkını riske attığı ifade edildi. Kadınları koruyan uluslararası sözleşmelerin eksiksiz uygulanmasının hayati önem taşıdığı belirtildi.
EKONOMİK EŞİTSİZLİK DE GÜNDEMDE
Açıklamada yalnızca şiddet değil, ekonomik eşitsizliklere de dikkat çekildi. Kadınlarda işsizlik oranının erkeklere kıyasla daha yüksek olduğuna işaret edilerek, erkeklerde istihdam oranı yüzde 65’i aşarken kadınlarda bu oranın yüzde 31 seviyesinde kaldığı belirtildi. Bu tablo, kadınların ekonomik hayatta da ciddi eşitsizliklerle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor.
“EŞİTLİK ERTELENEMEZ”
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle yapılan değerlendirmede, kadınların yaşam hakkının tartışma konusu olamayacağı vurgulanarak şu görüşlere yer verildi: Kadınların korkmadan yaşayabildiği, emeğinin karşılığını alabildiği ve hayatın her alanında eşit yurttaşlar olarak var olabildiği bir Türkiye mümkündür. Kadın hakları mücadelesinin büyüyerek devam edeceği ifade edildi.

