Herkese merhaba.
Bundan sonra kendime ait olan haber portalımdan sizlere seslenmeye devam edeceğim.
Hemen konuya bodoslama giriyorum.
HADİ ORDAN…
Bu iki kelimeyi her duyduğumda zihnimde aynı yüz belirir: Necmettin Erbakan.
Siyasette onunla aynı çizgide olmadım. Fikirlerimiz çoğu zaman aynı yolda yürümedi. Ama bir gerçeği inkâr edemem: Bu ülkenin siyaset tarihine damga vurmuş bir isimdi. Arkasında kadrolar bıraktı. Bugün Türkiye’yi yöneten siyasetin önemli bir kısmı onun yetiştirdiği insanların içinden çıktı.
Ama benim hafızama kazınan şey ne bir konuşmasıdır, ne bir mitingi, ne de bir siyasi projesi.
Sadece iki kelime.
“Hadi ordan!”
Basit gibi görünür.
Ama bazen iki kelime, koskoca bir hayat felsefesine dönüşür.
Benimki de öyle oldu.
Yıllar geçtikçe fark ettim ki insanın hayatta en çok ihtiyaç duyduğu cümlelerden biri bu. Çünkü öyle bir ülkede yaşıyoruz ki… öyle bir çağda yaşıyoruz ki… bazen insanın başka söyleyecek lafı kalmıyor.
Birileri çıkıyor, adaletten söz ediyor.
Hadi ordan!
Birileri insan hakları nutukları atıyor.
Hadi ordan!
Birileri kadın hakları diye kürsülere çıkıyor.
Hadi ordan!
8 Mart…
Mikrofonu kapan konuşuyor.
Sosyal medya mesajları havada uçuşuyor.
“Kadınlar bizim baş tacımızdır.”
“Kadınlar toplumun temelidir.”
“Kadınlar çok değerlidir.”
Sonra aynı ülkede kadınlar öldürülüyor.
Şiddet görüyor.
Adalet arıyor.
İşte o zaman insanın dilinden istemsizce şu iki kelime dökülüyor:
Hadi ordan!
Çünkü bu ülkede laf çok ama samimiyet yok.
Adalet nutukları atanlar var…
Ama adaleti uygulayan yok.
Hak hukuk konuşanlar var…
Ama hak yiyenlerin sayısı daha fazla.
Cuma günleri paylaşım yapmakla da iyi insan olunmuyor maalesef…
***
İş hayatında da böyle değil midir?
Kadınsan ve güçlüysen, ajitasyondan da uzak duruyorsan egosu yüksek kişileri farkında olmadan ezersin.
Bu ezilme onlarda tusinami etkisi yapar…
Onlara da bir “Hadi ordan” diyelim de hatırları kalmasın.
Ayrıca patrondan daha çok patronculuk yapanlar, patronculuk oynayanlar…
Kendi hakkını savunamayan ama patronun çıkarını savunan zavallılar…
Üç kuruşluk makam uğruna karakterini rehin bırakanlar…
İşte onlara özellikle söylüyorum:
Hadi ordan!
Ben hayatım boyunca çok şey kaybettim.
Makamlardan olmadım belki ama…
Rahatlıktan oldum.
Sessiz kalmadığım için başıma iş aldım.
Haksızlığa itiraz ettiğim için hedef oldum.
Ama şunu biliyorum.
İnsan bazen kaybederek kazanır.
Ben kimsenin yalakası olmadım.
Kimsenin sofrasında eğilmedim.
Allah-Kitap diyerek arka fondan cukkalayan haramzadelerden olmadım.
Haksızlık gördüğüm yerde susmadım.
“Bana ne?” demedim.
“Beni ilgilendirmez.” demedim.
Sırf tıklansın diye yalan haber hiç yazmadım.
Arkasında duramayacağım bir köşe yazısı asla yazmadım.
Tıklanma uğruna kalitesiz haber kullanmadım.
Haberlerde kadınları, çocukları ve sokaklarda yaşayan patili dostlarımızı hep korudum.
Onların üzerinden pirim kasmadım.
Siyasetçileri eleştirdim ama özel hayatlarına saygı duydum.
Belden aşağı gazetecilik yapmadım.
Garibanın hakkı yeniyorsa, benim meselem oldu.
Birinin emeği çalınıyorsa, benim meselem oldu.
Birinin onuru ayaklar altına alınıyorsa, benim meselem oldu.
Ve her seferinde bana maval okuyanlara aynı şeyi söyledim:
Hadi ordan!
Bu ülkede en büyük sorun ekonomik kriz değildir.
En büyük sorun ahlaki çöküştür.
Vicdanın ucuzlamasıdır.
Karakterin pazara düşmesidir.
İnsanların birbirini satmasının normalleşmesidir.
Dost görünenlerin ilk fırsatta arkadan hançerlemesidir.
Bir koltuk için, bir ihale için, üç kuruşluk çıkar için insanların birbirini ezmesidir.
Ama şunu unutuyorlar.
Bu memlekette her şey unutulur.
Ama namussuzluk unutulmaz.
Kimse kimseyi kandırmasın.
Benim de bir sabrım var.
Ama bir de hafızam var.
Kim kimdir…
Kim ne yapmıştır…
Kim kimin hakkını yemiştir…
Hepsi kayıtlıdır.
Ve günü geldiğinde…
Hepsinin ipini pazara çıkaracağım.
Çünkü bazı insanlara konuşarak değil…
Maskelerini indirerek cevap verilir.
Bugün bir kez daha söylüyorum.
Kayırmacılara…
Hak yiyenlere…
Garibanın ekmeğine göz dikenlere…
Ahlak yoksunlarına…
Ve yüzüne başka, arkandan başka konuşan tüm sahtekârlara:
Hadi ordan!
Bu ülkede hâlâ boyun eğmeyen insanlar var.
Hâlâ “ya herro ya merro” diyebilen insanlar var.
Ve bilin ki…
Biz susmadığımız sürece…
Sizin rahatınız bozulmaya devam edecek.
Sağlıklı ve huzurlu günler dileği ile…

